Duyguların Matematiği


Önce sevdim.
Sevdiğimi öğrendim, sevebileceğimi fark ettim. Sevdikçe kendimi kainatla topladığımı gördüm.
Affetmeyi öğrendim:
Affetmenin, dostlarımı 10la çarpmak olduğunu fark ettim.

EY YAR


Anneler hiç kesilmez ağıtlar yaktığında
Çocuklar koskocaman gözlerle baktığında
Kaldırımlar üstüne taze kan akıttığında
sırtlanlar inlerinden korkusuz çıktığında
Bab-ı Esrar(sızı)
Zalimler zalimlere nişanlar taktığında
Yeni yetme yavrular hayattan bıktığında
Çiçekler kanlı kurşun misali koktuğunda
Yad eller harman içre ateşler yaktığında

YA ADİL DÜZENE EVET DİYECEĞİZ - YA REZİL DÖNEME BOYUN EĞECEĞİZ





12 eylül 2010 TÜRKİYE referanduma gidiyor. Bu referandumun ülkemiz vatandaşı  için ne gibi faydaları olacak ne gibi düzenlemeler getirecek kısaca bir değerlendirme yapmadan önce referandumun anlamını bilmek gerekiyor.  Referandum  genelde anayasa değişikliği, yasaların kabulü veya çok önemli meselelerde halkın iradesini belirlemek amacıyla yapılan oylamadır.

EVET halkın iradesini belirlemek amacıyla 12 eylül 2010’da yapılacak referandumda öncelikle siyasi kimliğimizi bir kenara bırakmak gerektiğini vurgulamak istiyorum.  Çünkü yapılacak yeni düzenlemelerle ülkemizde taşlar yerinden oynayacaktır.  Neden mi çünkü bugüne kadar gerek  insan hakları ihlali gerekse çocuk hakları ihlali gündemimizde hiç düşmemiştir. Güçlü olan güçsüzü ezmiştir. Yargı vermiş olduğu kararlarla halkımızı şok etmiştir..  Örnek olarak 1kğ baklava  çalan ile bir bankayı batıran ( içini boşaltan) arasındaki fark her şeyi gözler önüne sermiştir.  Güzelim ülkemizde hukukun sağlıklı işleyişi için sağlıklı bir EVET yeterli olacaktır. Tabi oyun rengi size kalmış ama sandığa gitmeden önce maddeleri tek tek okumanızı tavsiye ederim. Çünkü bu maddelerin işleyişi sizin kendi şahsınızın karşısına çıkmayacağı ne malum.     Aslında maddeleri tek tek yazmak isterdim ama önemli bir kaçını yazmak istiyorum . lütfen okurken elinizi vicdanınıza koyunuz. Karar mekanizmanızda parti liderlerinin demogoji  (Demogoji, toplumun duygularını ve önyargılarını kullanarak var olan gerçekleri farklı şekilde gösterme sanatıdır) yaptıkları net olarak ortadadır.

1. 
Kadınlarımız, çocuklarımız, özürlülerimiz, yaşlılarımız, gazilerimiz şehitlerimizin dul ve yetimleri her alanda sağlıklı bir hizmet almalarına olanak sağlanması.

Çocuk istismarının önüne geçilmesi

3. Dini, dili, ırkı, ne olursa olsun fişlemenin önüne geçilmesi.

4.
 Elitlerin hukukundan, hukukun üstünlüğü için.

5. 12 eylül darbesini yapanlardan ve onlara bu gücü veren karanlık ellerin yargılanması.

6. Yüksek askeri şura kararıyla ordudan atılan (İslami değerlere önem verenlerin) mahkemelerde  haklarını aramalarının önünün açılması.

7. Mahkemelerin halk tarafından seçilen hükümetlerin üstünde olmayacağı.

8. Hakim ve savcılarımızın kendileriyle doğrudan ilgili olan HSYK üyelerini seçmede özgür olmaları.

9. HSYK’nın ihraç kararı alırken yargı denetimine alınması.

10. Memurlara toplu sözleşme hakkının verilmesi. vs. vs.

İşte anayasa değişikliği, yasaların kabulü veya çok önemli meselelerde halkın iradesinin  söz sahibi olduğu bu referandumda halkın menfaatine  sağlıklı bir EVET demek için kararınızı  siyasi liderlerin demogoji yaparak sizi aldatmasına izin vermeyiniz. Sırf meydanlarda şov yaparak konuyu başka tarafa çekmeye çalışan siyasiler anayasa değişikliği ile ilgili konuşacağına konuyu saptırarak başka yöne çekmeye çalışmaktadırlar.

Çünkü bu düzenlemelerle öncelikle ülkemiz azınlıklarını (elit-elitizmleri) kendi tekelinde olan  Yargı, asker ,mafya, terör,  derin güçlerin  vs. vs.  saltanatının biteceklerini anlamışlarki referandumu sabote etmek ,hükümetin  çalışmalarını yıpratmak için terör devreye girmiştir. Önce inegölde bir alacak meselesinden çıkan kavgayı bahane ederek halkı sokağa döken derin güçler, akabinde dörtyolda  4 polisimizin şehit  edilmesi. Tabi inegöl’de halkı galeyana getirenlerle, dörtyol’da asker ve polisin çalışma koşullarını zorlaştıran kişiler aynı düşüncede olmaları kimin nerde olduğunu hangi safta yer aldığı kafaları karıştırmaya devam ediyor.

Referandumda hayır oyunu kullanacak olan siyasi parti, stk, bilim adamları,  sanatçılar arasında hiçte beklemediğimiz kişilerin yer alması şaşırtmaya devam ediyor.  Özellikle hayır cephesinde en önde yer alan 12 eylül 1980 darbesinde hakları gaspedilmiş, işkenceye uğramış, MHP ve BTP’lilerin hayır kampanyasında hayırszlık olduğunu bildiği halde hayır kampanyasında yer almaları manidar bulunmaktadır. Aslında medyanın pekte görmezden geldiği iş,aş haydar baş’ın hayır kampanyası başlatmasıda şaşırtıcı değilmi sizce.  Zaten CHP’den bahsetmeye gerek yok her zaman olduğu gibi elitlerden yana halka düşman,  statökucu ruhlu bir parti olduğunu bilmeyen kalmadı. Eğer dikkat ettiyseniz dünyanın her yerinde elit olmayanların oy verdiği partiler sol partilerdir. Ama ülkemizde tam tersi elit, ulusalcı, kafatascı, nerde derin güç varsa hepsi chp’de.  Hayırda hayır olduğunu sananlara maddeleri tek tek okuyup değerlendirdikten sonra hayırsızlığa düşmemeleri için kararlarını sağlıklı vermelerini  öneririm.

EVET  referanduma kısa bir süre kaldı. EVET-de karar kılanlar 13 eylül 2010’da itibaren sadece anayasa değişikliğine oy vermiş olmayacaklar aynı zamanda …

Darbeye ve darbeciye karşı dik duruşa EVET

Ergenekon terörüne bulaşanların yargılanmasına EVET

Hortumcuların, hırsızların, kalpazanların adilce yarğılanmasına EVET

Askerin sivilden üstün olmadığına hukukun eşit işleyişine EVET

Dini  bütün askerlerin yaş kararıyla  fişlenmesi akabinde hukuki sürecini başlatmasına EVET

Bacılarımızın başörtüsüyle eğitimine devam etmesine EVET

Kadın,çocuk,özürlü,yaşlı,gazi,şehitlerimizin dul ve yetim  haklarına EVET

Elitizmin değil, hukukun üstünlüğüne EVET

Borç alan değil, yardım eden bir yapıya EVET

Türk- kürd, alevi- sunni, sağcı-solcu’nun bir arada rahat yaşamasına EVET

Milli ve manevi değerlere önem vermeye EVET

Dini, dili, rengi ne olursa olsun huzurlu yaşamaya EVET

Terörün dini, dili, ırkı ne olursa olsun mücadelede kararlı olmaya EVET

Çocuklarımıza torunlarımıza daha adil bir hukuk bırakmak için EVET

Batıya kucak açan, doğuya sırt çeviren zihniyetin yok olmasına EVET

Vatandaşlarımızın güvenli ve huzurlu yaşamasına EVET …

HAZIR MIYIZ ARKADAŞLAR..

Her şey halk için her şey geleceğimiz için diyorsak EVET’te kararlı olmalıyız. Arkadaşlarımıza, dostlarımıza, komşularımıza, müşterilerimize, herkese anayasa değişiklik maddelerini tek tek anlatmalıyız. Kararlı ,azimli ve sabırlı olalım etrafımızı uyaralım. Elitizmin tekelinde olan yargının nasıl bir hukuksuzluk sürecinde olduğunu anlatmaya gayret edelim. Mutlaka halkın kararı üstün olacaktır.

YA ADİL DÜZENE EVET DİYECEĞİZ  -  YA REZİL DÖNEME BOYUN EĞECEĞİZ


GERÇEK ADALETİN YAŞANDIĞI TOPLUMLARDAKİ HUZURU ÖZLEDİK.


Mehmet Emin KULA

Ey Güzide Yar!


Ey Güzide Yar!
Bize Senin aşk u rahmetini terennüm edecek o ince,o nezih,sevimli sözleri hatırlat ve öğret ki biz,huzur-u keriminde o sözlerimizle Senin merhametini kazanalım..
"Ey her yeri ağyarı yar eden"
Ey ALLAH'ım,Senin vuslatını umarak ölmek hoştur.Fakat,ayrılığının acısı ateşin üstündedir.Kafir bile cehennemde"Bana bir baksaydın,cehennemde olduğuma gam mı çekerdim"deyip durur.Çünkü o bakış,bütün eziyetleri tatlılaştırır,büyücülerin el ve ayaklarının kan diyetidir o bakış.
Ey her ağyarı yar eden,ey dikene gül libası ihsan eyleyen!
Toprağımızı ikinci defa olarak yine süz de "hiç birşey" olmayanı yine "birşey"haline getir!Bu duayıda önce Sen emrettin,yoksa bir toprak parçasında Sana dua etmeye kudretmi olurdu??
Ey hikmetine hayran olduğumun Rabbi,madem ki dua etmemizi emrettin,bu emrettiğin duayı Sen kabul et..
EY RABBİM iyiki kalbimizden geçenleri biliyorsun.Ve iyiki biz kalbimizden geçenleri bildiğini biliyoruz

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم


بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قَالُواْ سُبْحَانَكَ لاَ عِلْمَ لَنَا إِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ

Meali:
...Melekler: «Seni bütün eksikliklerden tenzih ederiz Ya Rab! Bizim için, senin bize bildirdiğinden başka bilgi mümkün değildir. O her şeyi bilen hüküm sahibi sadece Sensin Sen!» dediler.BAKARA suresi, 32. ayeti" tefsiri

Evlenirken attığınız adım ne kadar büyük


Evlenirken attığınız adım ne kadar büyüktü bilmem?
Ne kadar konuşmayı istediniz eşinizle?
Yorulunca birbirinize nasıl destek verdiniz?
Kim taşıdı diğerini,kim kaldırdı düşeni?
İlk adımı birbirinzden mi beklediniz yoksa?
Neler düşlediniz bu uzun soluklu maratona başlarken?
Evlenmek kolay,sürdürmek zordur.Çaba,gayret,sabır,eğitim ister.
Biz ehliyet alırken bile sürücü kursuna gideriz ve trafik bilgilerini ezberleriz.ama evlenirken....
Evlilik nedir?Niçin evleniyoruz?
Bu cevabları gerçekten bilmek istiyormuyuz?
Evlilikle ilgili hayaller kuruyoruz,koltuklara ,takılara,halılara,çeyizlere milyarlar veriyoruz.
Ama ''Geçinme sanatı,mutlu olma sanatı,ve evlilikte çatışma çözme sanatı''gibi hayatımızı etkiliyecek konularda bilgi edinmiyor ve rasdgele bir evlilik felsefesi ile evleniyoruz.
Bu felsefeyi zaten bizden önce büyüklerimiz belirliyor.''Gelinlikle çıktığın bu eve kefenle dönebilirsin!'' yada ayrılık şerefsizliktir''gibi.
Şimdi bu felsefe değişti tabi.''Sakın çekinme,geçinemezsen bırak gel!'',''gidebileceği yere kadar,ölene kadar değil!'' şeklinde...
Boşanma dillerde sakız olmuş..Fedakarlık ve sabır ise unutulan şeyler.
Evlilikleri sürdürme çabası yok.Eşlerde birbirine güvenmiyor.
Güven olmayınca,saygı ve sevgi dünden terk ediyor yuvaları.
Evlilik felsefesi olmadan eşler ortak bir kültürle,ortak bir hedefe kitlenmeden mutluluk olmuyor.
Evlilik dilinde kavramlar yeniden yorumlanmalı aslında.
Ben-sen yerine ,biz...
Kullanma yerine, paylaşım...
''TAş fırın ''yada ''lıght'' yerine,''beyefendi''
''Bireysel özgürlükçü ''bayan yerine,''ailece özgürlüğü benimseyen'' hanım efendi olmak...
Sevgiyi öldüren emirler yerine, sevgiye yol açan ricalar...
''Kızdım içime gömdüm''demek yerine,''açık iletişim''kurmak...
''Tekdir(azarlamak)''yerine''takdır etmek gibi...
Evlendiğiniz eşiniz;sizin dünyanız ve ahıretinizdeki yeriniz belirlemede en etkin kişidir.
Sizin için çok önemlidir.
O,babanızın,annenizin gelini,damadı değil;sizin kaderinizdir
Sizin eşinizdir.
Eşler zihinlerinde binlerce kişiyle evlenirse oturdukları 2 kişilik koltukta,akıllarındaki kişilerle oturmak zorunda kalırlar ve sığamazlar.O ev,o koltuk,onlara dar gelir.
Geçmiş geçti artık ,şimdi var.
Ama bir çok insan,geçmişin pişmanlıkları,geleceğin endişesi ile şimdiyi yaşayamadan,çoğu zaman bir gün bile
 yaşamadan bu hayattan göçüp gidiyor.
FARKLILIKLARINIZI KABUL EDİN
Evliliklerde atılan ilk adım,alınan tembihler (!)çerçevesinde eşimizi,kendi isteğimiz yönünde,aklımızdaki eş tipine benzetme ve bu uğurda her türlü kabalığı mübah görme eğilimidir.
Her insan kendisidir.parmak izi gibi eşsizdir.Onu tanımak ve farklılkları olduğu gibi kabul etmek gerekir.
_Erkekler genelde sonuca odaklanırlar.Kadınlar,sonuçla birlikte,sonuca giden yoldakikere de...
-Kadınlar bir anda birden çok işe odaklanabilirler.erkekler ise odaklandıkları işi daha iyi yapma gayretiyle,çoğunlukla başka bir işle ilgilenmezler.
-Kadın ve erkeklerin stres tepkileride farklıdır.Kadınlar strese girince konuşur.erkekler strese girince susar.
Ayrıca kadınların günlük konuşma ihtiyacı günde 24 bin kelime,erkeklerinki ise 12 bin kelimedir.
erkekler çalışıyorsa,genelde bu sermayelerinin tamamamını yada 10 binini kullanıyor.Kadınlarda çalışıyor,toplantılara günlere gidiyor ise ,24 bin kelimenin ancak 12-18 binini kullanıyor.
Geriye akşam evde paylaşılması gereken;erkek için 2 bin,kadın için ise 12 bin kelime kalıyor?Bu durumda,uyuklayan erkeklerin başında konuşan hanımların olması yada telefon faturalarının yüksek gelmesi tabii değil mi? :)
Konuşmak gerçekten bir ihtiyaçtır.Dinlenilmek,önemsenmek de her insanın vazgeçilmez ihtiyacıdır
kadınlar konuşurken,akıl almak ister,ama çözüm için emirler almak istemez.konuşarak rahatlar.
Erkekler ise genelde problemlerini çözene kadar susarlar,içine kapanırlar.Eşlerinin yardım isteğini redederler.
Millet olarak herkesin sorununa,devlet politikalarına,her yere rahatça burnumuzu sokup çözüm teklifleri geliştiririz.Ne varki,kendi problemlerimizi çözme konusunda böyle bir hassasiyet göstermeyiz.Bir çözümün parçası olmayınca;çevredeki bütün akraba ve komşular,arkadaşlar bizim yerimize söz sahibi olur.

Saptırılan Demokrasinin Hikayesi


Batıda ve Doğuda,her lider ve önderin gönlünde yatan aşk ve kara sevda haline gelmiş olan sevgili leyla,demokrasidir.Hepsinin tek özlemi,demokrasiye ermektir.
Bunların sevgili leylası olan demokrasi ise, bir türlü istikrar bulmamaktadır.Onlar,bir vadiden yürürken onların sevgili leylaları olan demokrasi ise başka vadide yürümektedir.Ne onlar demokrasi ile ve ne demokrasi onlarla bir türlü buluşmamamktadır.
Bu demokrasi aşıkları,birer yalan makinesi gibi yalandan başka hiç bir şey üretmemektedir.Dilleri bir söz söyler,peşinden ise yaptıkları iş ve davranışları onu bozar.Hürriyetten,insan haklarından söz ederler.fakat başa gelince,ağızlara ve vicdanlara kilit vurur,insan haklarını ve onurunu ayaklar altında çiğner ve hiç bir diktatörün hayatında yapmadığı zulüm ve haksızlıkları yaparlar.Topllumlarında ,gizli ve açık her türlü hürriyetleri kaldırmaya çalışırlar.
Onların demokrasi adına yaptıkları çağrı,yalan ve aldatmacadır.Onlar,demokrasinin '' d'' harfine bile tahammül etmezler.Demokrasiyi,asıl amacından saptırmışlardır.Onlar demokrasiyi,içten bir baskı ve dışarda ise bir itibar propagandası aracı olarak kullanmaktadır.
Amerika ve İngiltereye bakınız.bunlar,kendilerini demokrasinin bekçileri ve koruyucu olarak ilan etmişlerdir.Bunların yaptıkları zulüm ve haksızlıık ,bir başka devlette ve ülkede var mı?
Bu devlet ve ülkeler,yer yüzünü,çıkardıları savaş ve ihtilallerle kana bulamakta,zayıf buldukları devlet ve ülkelerin tepelerine binip kendilerine birer sömürge haline getirmektedirler.Bu gerçeği bu gün ,dünyada bilmeyen hiç kimse yoktur.
Bu devletler ,tüm bu gerçelere rağmen nasıl olur da demokrasinin adını ağızlarına alabilirler?
Hürriyet ve insan hakları düşmanı olan bu emperyalist devletler,demokrasiyi yozlaştırmış,asıl anlamından ve amacından uzaklaştırmışlardır.Bunlar demokrasiyi,egemenliği altında bulundurdukları ülkelerde bir baskı ve egemenliklerini sürdürme amacı olarak kullanmaktadır.Bununla istedikleri kimseleri iktidara getirmekte ve istemediklerini de al aşşağı etmektedirler...